8 Mayıs 2017 Pazartesi

Tarih Kokan Ülke-Bengisu Başar


     Ben Rasa. İran’ın başkenti olan Tahran’da doğdum. Henüz 11 yaşındayım.Size ülkemden bahsetmek istiyorum.Başkenti Tahran olan İran, binlerce yıldır birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Her ne kadar resmi dili Farsça olsa da Azerice, Arapça, Türkmence ve Kürtçe de konuşulur ülkemde.
Bu da ülkemin güzelliği ve zenginliğidir.Zenginlik ve güzellik deyince İran topraklarındaki yaşam asırlardır sürdüğü için tarihi güzellikler yönünden de zengindir. Cemşit tahtı, Pasargaf, Şuşi, Hamedan, Kermanşah, Firuzabad, Siraf ve İran’ın antik uygarlığının izlerini taşıyan diğer bölgelerdeki mevcut antik eserler bu tarihi ülkenin ne ölçüde görülmeye değer olduğunu anlatmak için yeterli delillerdir.Türbeler ve kaplıcaları hiç saymıyorum bile.

        Hiç bilmediğiniz birçok yönü de vardır ülkemin. Mesela: Tarof denen bir görgü kuralımız var ki esnafımız halkımız size sundukları hizmetten ücret almayabilir şaşırmayın işte bahsettiğim  adetimiz böyle bir şey.Ya da İran halıları meşhurdur ama kusursuz bir tane bile halı yoktur hepsi bilinçli bir şekilde kusurlu dokunur. Eski bir İran atasözüne göre, “Bir İran halısı kusursuz biçimde kusurlu ve hassas şekilde hatalıdır”. Çünkü kusursuzluk yalnız Allah’a mahsusturİran’ın sadece çorak çöl düzlüklerinden ibaret bir ülke olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ülkede bulunan sayısız dağa (ve yarım düzine kadar da volkana) ek olarak, Tahran’dan sadece birkaç saat uzaktaki Alborz Dağları’nın zirvesine çıktığında birkaç kayak merkezi bulabilirsiniz.İlk posta sistemi de bu topraklarda kullanılmıştır. Yazışmaların yazının icadından beri süregeldiğini varsaymak mantıklı bir davranış. Ancak ilk gerçek posta sisteminin Büyük Kiros’un hükümdarlığı zamanında MÖ 550 yıllarında Antik İran’da icat edildiğine inanılmaktadır.  Pers hükümdarı, krallığındaki her bölgenin vatandaşlar için mektup ulaştırma işini organize etmesini zorunlu kıldı, bunun için krallığı çepeçevre yollarla donattı ve hatta çevre ülkeleri de aynısını yapmaya teşvik etti.Ve de dünyanın ilk yel değirmenleri buraya aittir desem.Evet buğday öğütmek veya su çekmek için kullanılan dünyanın uygulamalı ilk yel değirmenleri MS 500-900 yılları arasında İran’ın doğusunda icat edildi.   Neştifan’ın Afganistan sınırına yakın rüzgarlı bir kasabasında kil, saman ve ahşaptan yapılmış bu yel değirmenleri yüzyıllardır kullanılmaktadır ve bazıları günümüzde bile çalışmaya devam etmektedir! Bence gezip görmeniz gereken bir ülke.Fakat son yıllarda ülkem kötü haberlerle gündeme geldi. Ülkem petrol bakımından da zengin olduğu için güçlü devletler bizi rahat bırakmıyor. Burada kız olmak, kadın olmak da zor. Büyük bir baskı söz konusu her yönden.Ama tüm kızlar ve kadınlar o baskıya rağmen hayatın her alanında direniyor.

     Keşke siz de buraya gelebilseniz ve sizi gerçekten güvenilir olan halkımla tanıştırabilsem; sizleri tarih kokan sokaklarımızda, baharat kokan çarşılarımızda gezdirebilsem,sizlere leziz yemeklerimizden tattırabilsem.Arkadaşlar. Binlerce yıllık bir tarihe sahip olan İran topraklar, anlatmakla bitmez.Dedim ya mutlaka gelip dolaşmanızı tavsiye ederim. Bu tarih kokan toprakları seveceğinizden eminim.