9 Mayıs 2017 Salı

Sayamora-Eylül Diyar Yetişir


        Ağustos ayının sıcak bir gününde babam ve annemle birlikte, kahvaltı masasından küçük bahçemizde kahvaltı ediyoruz.
        Annem sesleniyor , “ Sayamora  kedinin sütünü ver ! “ kahvaltı masasından kalkıyor um . Elime aldığım kaseyi tam kedinin önüne koyacakken ortalık toz bulutuna dönüyor. Gözü mü açtığımda ,sadece toz bulutu ve genzimi  yakan bir koku.
Etrafıma bakıyorum; Annem sandalyeden masaya doğru düşmüş , babam yerde yatıyor. Anne! Diye sesleniyorum ses yok. Sürünerek anneme doğru gidiyorum. Gözüm kararıyor sonrası yok. Hastanede gözümü;
- Küçük kız , küçük kız sesiyle açıyorum Başımda bir hemşire;
-Küçük kız iyi misin?
      Anlamsız anlamsız etrafıma bakınıyorum . Nerede olduğumu anlamaya çalışıyorum. Annem babam diyorum cevap yok. Günler sonra annem ve babamın öldüğünü öğreniyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyorum. Hemşire bana sarılıyor.
      Artık hayatta yalnızım, ne yapacağım? Nereye gideceğim? Çevremde tanıdığım hiçbir insan kalmamış. Binlerce insan atılan atom bombası yüzünden ya ölmüş ya da sakat kalmış.
      Benim gibi annesiz babasız kalmış çocuklarla birlikte hastane bizi Hokkaido şehrindeki bir yetimhaneye yerleştiriyor. Günler geçiyor; ben annemi, babamı ve kedimi çok özlüyorum. Yatağımın içinde sessizce ağlıyorum. Çok mutluyken birden bire her şeyi kaybetmenin acısını yaşıyorum. Anlamaya çalışıyorum. Hâlbuki bunu anlamam hiçbir zaman mümkün olmayacak.

   Yetimhanede bir çocuk arkadaş ediniyorum. Onlarla acılarımı, yemeğimi, yatağımı paylaşıyorum. Yıllar sonra öğreniyorum ki; Amerika’nın Hiroşima’ya attığı bomba sadece ailemin değil, binlerce insanın ölümüne binlerce insanın sakat kalmasına ve hastalığa sebep olduğunu ve benim gibi bu insanların da hayallerini, yaşamlarını ve geleceğini çaldığını.