8 Mayıs 2017 Pazartesi

Fatih’in Yolculuğu-Aliberk Sandıkçı


Merhaba ben Ayodele. Afrika’nın Mali ülkesinde yaşayan 12 yaşında bir çocuğum. Mali’nin kuzey kesimlerinde bulunan ülkenin başkenti olan Bamako’da yaşıyorum. Ülkemiz çok sıcak olduğu için buraya gelen neredeyse her turist baygınlık geçiriyor.
Zengin bir ülke olduğumuz söylenemez. Geliri az olan Afrika ülkelerinden biriyiz. Bambara dilini kullanıyoruz. Ama ben üç dil daha biliyorum. Bunlar İngilizce, Türkçe ve Fransızca. Eskiden Fransız sömürgesi olduğumuz için ülkemizin hala %3’lük bölümü ana dil olarak Fransızca’yı kullanıyor. Dünyada ünlü olduğumuz konulardan bir tanesi de nüfusumuzun çok hızlı artmasıdır. Son dönemlerde sayımız 18 milyona ulaştı. Nüfusumuzun %90’ı Müslümandır. Ben de Türkler gibi Müslüman’ım. Türkler’den söz edince 2 yıl önce tanıştığım bir Türkle başımıza gelenleri hatırladım…
21 yaşında bir adam gezmek için Mali’ye gelmişti. Bambara dilini iyi bilmediği için kimse dediğinden bir şey anlamıyordu. Ben onun Mali’den olmadığını anlamıştım. Yanına gittim ve Bambaraca nerelisin dedim. Adam anlamış olacak ki yanıt verdi. Yarım yamalak da olsa bana Türkiye’den geldiğini ve isminin Fatih olduğunu anlatmayı becerdi. Ben de Türkçe konuşabildiğimi belirtince Fatih çok sevindi. Anladığım kadarıyla Marmara Bölgesi’nin İstanbul şehrinden geliyormuş. Bence bunlar çok tuhaf isimlerdi. Fatih ile konuşa konuşa yürüyorduk ki Fatih birden iyi olmadığını söyledi ve yandaki gölge alana oturdu. Anlaşılan çöl iklimi on ağır gelmişti. Fatih’in başına güneş geçmişti ve susamıştı. Ayağa kalkıp eve su içmeye gidiyorduk ki yolda babamla karşılaştık. Babam Pamza yanımda duran adamın kim olduğunu sorunca sadece “Başına güneş geçmiş, hemen su içmeli.”Dedim. Babamla birlikte Fatih’i hemen evimize götürdük ve su verdik. Sarıhumma ve menenjit aşılarını yapmadığını öğrenince hastaneye gidip iklime alışabilmesi için bu aşılardan yaptık...
Tahmin de ettiğim gibi yarınki Segou Festivali için gelmişti Mali’ye. Bana hangi işle uğraştığımızı sorunca ben de ülkenin %70’lik bölümü gibi biz de tarımla uğraşıyoruz dedim. Adamı bu akşam bizde kalması için davet ettik. Ne de olsa yarınki festivale uyumadan gidemezdi. Güzelce uyumalıydı ki yarınki festivale dinç olarak katılabilsin.
Uyandığımızda saat epey geç idi. Festivale bir saatimiz vardı. Hemen hazırlandık ve hep birlikte festivalin yolunu tuttuk. Segou Festivali çok güzel geçti. Müzik, dans, kukla gösterileri ve daha birçok eğlence hepimizin de çok hoşuna gitmişti ama festivalin en sevdiğim yanı Nijer Nehri boyunca yapılan bot yarışlarıydı.
Festival bitince Fatih’le birlikte yola koyulduk. Eve geldiğimizde sofrada Mali Mutfağı’nın dünya çapında bilinen en önemli yemeği yani soslu pirinç pilavı vardı. Yemeğimizi bitirdiğimizde Fatih’i havalimanına bıraktık ve ona kültürümüze özel olan maskelerden verdik. Fatih’i uçağa bindirdik. Ondan sora da Fatih’i bir daha görmedim ama gelen mektuplarını her zaman okuruz. Ayrıca her yıl düzenli olarak yemek, kıyafet ve gönderdiği diğer bütün eşyalar için hepimiz ona minnettarız.